Manifesto

“BU DAVET BİZİM!”

Bir felsefe terimi olarak ANLIK; “Anlama gücü, usa vurma, yargılama, müdrike, entelekt” anlamlarına gelmektedir.

Sanayi devrimiyle birlikte ortaya çıkan kapitalizmin vahşi şartları, gelişmiş devletleri yöneten burjuvazinin hem sınıfsal anlamda kendi uluslarını; hem de geri kalmış dünya uluslarını sömürdüğü bir düzen yaratmıştır. Kapitalizm küresel burjuvazinin yeryüzü kaynaklarını yağmalayarak kendi sınırlarını aşan dünya zenginliklerini kendi coğrafyalarına aktardığı günümüz dünya şartlarını oluşturmuştur.

Küreselleşme süreci adı altında devletlerin piyasaları ele geçirilmiş, kaynakları sömürülmüş ve dünyada bu süreç bir moda olarak pazarlanmıştır. Adeta Küreselleşme, emperyalizm ihracının ideolojisi haline gelmiş, küreselleşmenin nimetleri adı altında, ulusların gönüllü kulluk süreci yaratılmış ve 21. yüzyılda sömürgeciliğin yalnızca şartları değişmiştir.

Bugün aydınlanmacılığın ve mazlum milletlerin dertlerinin, yapay gündelik sorunlar ve sinsi projelerle gündem dışı tutulduğu, ezilen ulusların zihinsel kısırlaştırma operasyonlarına maruz bırakılarak, çıkış yolu arayışları ve düşünsel üretimin sıfırlandığı bir yüzyıldan geçilmektedir.

Gelişen teknolojinin baş döndürücü bir hız verdiği çağımız; tartışma ve düşüncenin yerini demagoji ve sloganın; bilim ve bilginin yerini dedikodu ve menkıbenin; akıl ve şüpheciliğin yerini dogma ve tutuculuğun aldığı; yaygınlaşmış ancak sığ, savruk ve verimsiz kavgalara sahne olmaktadır.

Üzücüdür ki bugün Türkiye de küresel emperyalizmin hedef tahtasına oturtulmuştur. Türk ulusu, bir kez daha siyasi, sosyal ve ekonomik bir kaos devresinden geçmektedir.

Neoliberalizmin sonucu olarak Türkiye’de ortaya çıkan tablo, yine sözde liberal modellerle aşılmaya çalışılmakta ve Türk ulusu bocalamaktadır. Türkiye küresel kapitalist sistemle uzlaşmış sermaye babalarının elinde savrulmaya devam etmekte, kaynakları yağmalanmaktadır.

Tek adamcılık, biat kültürü, kadrolaşma ve adam kayırma ile devlet aygıtı işlemez hale getirilmiştir. Demokrasi sadece seçim ve sandığa indirgenerek, uygulanan çoğunlukçu politika sonucu toplumun yarısı dışlanmış ve çoğunluğun azınlığa tahakkümü meşrulaştırılmıştır.

Kimlikçi, etnikçi, mezhepçi, ilkel bir anlayış ilericilik ve modernizm iddiasıyla inşa edilerek, ulus-devlet anlayışı tahrip edilmiştir. Etnik ve mezhepsel siyaset toplumu ayrıştırmakta, farklılıklara olan saygı gün be gün yok olmaktadır. Ve ne yazık ki bu durum, dış politikamızda da belirleyici bir etken olmuştur.

Dış politikada maceracılığa soyunarak, Türk devleti diplomatik saygınlığını yitirmiştir. Üstelik dış politikada yapılan hataların acı bir sonucu olarak Türk halkı, küresel emperyalizmin taşeronu olan terör örgütlerinin açık hedefi haline dönüşmüştür.

Bugün, Türk halkı dini cemaat ve tarikatların kıskacı altına alınmıştır. Cehaletin örgütlü olarak harekete geçtiği bir ülke haline gelen Türkiye’de, “Cehalet mutluluktur” düşüncesi adeta bir övünç meselesi haline gelmiştir. Türk toplumunun bütün aydınlanma birikimi tehdit altındadır ve yok edilmek istenmektedir.

Tüm bunlar göz önüne alındığında bizler ANLIK ekibi olarak, yüzyılımızda Türkiye ve Dünya’da mevcut olan esas sorun “çok boyutlu bir sömürü, aydınlanma ve medeniyet sorunudur” diyoruz.

Tarih şunu açıkça göstermektedir ki sömürgeci ulusları daha fazla sömürüye motive eden milliyetçilik, sömürülen uluslardaysa tam tersi bir işlev görmüştür. Tahmin edilenin aksine artan sınıf çelişkilerinden doğan sınıf mücadeleleri değil, milliyetçilik, sömürgeciliğe karşı mazlum milletlerin elinde bir devrim ideolojisi olarak öne çıkmıştır.

Türkiye’de ve diğer ezilen ulusların milli bağımsızlık süreçlerinin içerisinde, bu sömürü, aydınlanma ve medeniyet sorununu çözmek niyetiyle ortaya atılan milliyetçilik eksenli ilk hareket ise Türk İstiklal Savaşı ve Kemalist Devrimdir.

Bizlere göre, bugün hala 20.yüzyılda Kemalizmi ortaya çıkaran şartlar varlığını korumaktadır. Ve bizler 20. Yüzyılda olduğu gibi, 21. Yüzyılda da sahip olduğu devrimci karakter ile Kemalizmin, Türkiye ve diğer geri kalmış ulusların sorunları için geçerli bir çözüm önerisi olduğunu savunuyoruz.

Ancak üzülerek şunu görüyoruz ki; Kemalistler, ideolojik anlamda Cumhuriyet tarihinin en içler acısı durumuna düşmüşlerdir. Türkiye’de Kemalistlerin partileri işgal edilmiş, dernekleri hantallaştırılmış, aydınları öldürülmüş, yayınları susturulmuş ve devleti dönüştürülmüştür.

Ne yazık ki bugün Türkiye’de Kemalist tartışma ve fikirsel üretim en aza inmiş, literatür üretilemez hale gelmiştir. Bunun sonucu olarak Kemalistler nafile, popülist ve gündelikçi yöntemlere bel bağlamakta, kendisine pazarlanan popülist yazarlara Kemalist aydın sıfatını yakıştırmakta ve Kemalist Devrime karşı en büyük vefasızlık bu popülizmin bataklığına saplanılarak yapılmaktadır.

Bu noktada bizler, ANLIK ekibi olarak; ne alkış toplamak, ne menkıbe anlatmak, ne de çene çalmak için ortaya çıkmadığımızı ilan ediyoruz. Koyunun olmadığı yerde, Abdurrahman Çelebi denilen sözde aydınların piyasa malı gevezelik ve ideolojik tahakkümlerini kabul etmiyoruz.

Diyoruz ki;

Çağımız mazlum uluslarının en temel geri kalmışlık gerekçesi aydınlanma sürecinden mahrum bırakılmış olmalarıdır. Bu nedenle insan iradesini bir başkasının kontrol ve tahakkümüne tabi kılan, dogmatik fikirsel hastalıklara karşın, aklın sınırsızlığı ile bilimin disiplinini savunuyor ve bireyin iradesi üzerinde baskı kuran gerek düşünsel, gerek eylemsel bütün gayr-i tabi unsurları reddediyoruz.

İnsan doğasının bir sonucu olan toplumun, ve toplumsal evrimin yüzyılımızda eriştiği en yüksek biçim olan ulusun, tüm dünya ulusları ailesinin eşit bir üyesi olarak, her alanda ve kayıtsız şartsız tam bağımsızlığını savunuyoruz.

Ulusun iradesi üzerinde hiçbir otorite tanımıyor, ulus egemenliğine hiçbir ortakçı kabul etmiyoruz. Ulusların ilahi safsatalar yahut kişisel çıkar, ihtiras ve heyecanların peşinde perişan edilmelerini reddediyoruz.

Çağdaş uygarlığın, tek olduğunu ve tüm insanlık ailesinin ortak malı olduğunu kabul ediyor; bunu reddeden, türevlendiren yahut bir tek zümreye ait kılan tüm görüşlerin karşısında duruyoruz. Zira çağdaş uygarlığa kayıtsız kalmak, yok oluş anlamına gelmektedir.

Gerek Türkiye’nin gerekse dünya halklarının çözüm bekleyen en acil meselesinin yaygın yoksulluğun ortadan kaldırılması olduğunu kabul ediyor, yoksulluk meselesini halletmedikçe, hiçbir meselenin çözülemeyeceğini düşünüyoruz. Ulusların ve bireylerin sömürüsü ile insanlığın bir kesimini sürekli zenginleştirirken, bir diğer kesimini sürekli yoksullaştıran emperyalizmi asla kabul etmiyor, sömürünün her türlüsünü reddediyoruz.

Sömürüyü sonlandırarak, toplumların kalkınması ve refah artışının sağlanmasının yol ve yöntemlerinin araştırılmasını, bugün hala en sıcak tartışma konusu ve aydınlara düşen en önemli bir vazife sayıyoruz.

Laik dünya görüşünün, çağdaş uygarlığın en temel düsturu olduğunu kabul ediyor, laiklikten uzak veya laikliğe karşıt hiçbir görüş ve tutumun yüzyılımızda yeri olmadığını savunuyoruz. İnanca saygının, ilkelliğe saygı anlamına gelmediği görüşünü benimsiyoruz. Bu bağlamda, insanlık vicdanı, akıl ve deneylerle ispatlı bilimsel gerçekliğin ötesinde hiçbir gerçeklik kabul etmiyor, çağdaş uygarlıkta, dogmaların, devlet ve toplum düzeninde yeri olmadığını savunuyoruz.

Ulusun iradesini kullanmasının bugüne dek keşfedilmiş en uygun şeklinin cumhuriyet ve demokrasi idaresi olduğunu kabul ediyoruz. Bireyin ve ulusun irade özgürlüğünü kimsenin kontrolüne bırakmadığı cumhuriyet idaresi ve çoğulcu demokratik yöntemi, kalkınma meselesi ve laiklikle de bütünleşik olarak, çağdaş uygarlığın temel unsurlarından biri kabul ediyoruz.

Hayata dair hiçbir olgunun eleştirilemez ve tartışılmaz olmadığını; edep, akıl ve bilim kaideleri içerisinde, her türlü sorgulamanın mümkün olduğunu, bilimsel yöntemin mukaddesler kabul etmediğini savunuyor ve bu ilkeyi esas alan bir yayın anlayışı sürdüreceğimize söz veriyoruz.

Toplumsal ihtiyaçlardan doğmuş ve buna göre biçimlenmiş bir ideoloji olarak Kemalizmin, Türk Ulusu ve insanlık ailesinin gündemini meşgul eden hiçbir meseleye kayıtsız kalamayacağını, Ulusun her türlü meselesinin, Kemalizmin de meselesi olduğunu ifade ediyoruz.

Ulusal mahiyette bir ideoloji olarak Kemalizmin, tüm ezilen uluslara ilham kaynağı olan bir ilk düşünsel hareket olduğunu esas alıyor; düşünce, eylem ve söylemlerimizin sorumluluğunun hudutlarını bu şekilde belirliyoruz.

Gençliğe Hitabe ve Bursa Nutku’nda üzerimize yüklenen vazifenin bilincinde olarak bizler, Türkiye’nin ve Dünya’nın ilerici birikiminden istifade ederek, çağı aklın ve bilimin rehberliği ile mantık ölçeğine vurarak, düşünsel ve eylemsel yönelimleri yargılamaya ve Kemalizmi 21. yüzyılda içerisine düşürüldüğü atalet ve fikirsel kısırlıktan çıkartacak yeni bir soluk olmaya geliyoruz.

ANLIK ekibi olarak tüm ulusa içtenlikle merhaba diyor, sizleri mücadelemize destek olmaya davet ediyoruz.