“MİLLİ” BİR BURJUVA MÜMKÜN MÜDÜR?

YİRMİ BİRİNCİ YÜZYILDA KEMALİZM ÜZERİNE BAZI DÜŞÜNCELER-3 “MİLLİ” BİR BURJUVA MÜMKÜN MÜDÜR? Denememizin bir önceki bölümünde, Kemalist bir siyasi partiye ihtiyaç olduğu yönündeki daha önceki savunumuzu destekler biçimde, Milli Mücadele’nin ve Büyük Türk Devrimi’nin “Milli Birlik” retoriğinde olduğu şekilde milli bir bütünlük içerisinde değil, çeşitli çıkar grupları arasında bir mücadele şeklinde gerçekleştiği ve bugün de […]

Yirmi Birinci Yüzyılda Kemalizm Üzerine Bazı Düşünceler-3

Muharrem Anıl “Milli” Bir Burjuva Mümkün Müdür? Denememizin bir önceki bölümünde, Kemalist bir siyasi partiye ihtiyaç olduğu yönündeki daha önceki savunumuzu destekler biçimde, Milli Mücadele‟nin ve Büyük Türk Devrimi‟nin “Milli Birlik” retoriğinde olduğu şekilde milli bir bütünlük içerisinde değil, çeşitli çıkar grupları arasında bir mücadele şeklinde gerçekleştiği ve bugün de Kemalist siyasetin, motive ederek desteğinialabileceği […]

YİRMİ BİRİNCİ YÜZYILDA KEMALİZM ÜZERİNE BAZI DÜŞÜNCELER-2

YAKARSA DÜNYAYI GARİPLER YAKAR   Denememizin, Anlık Dergisi’nin bir önceki sayısında yer alan ilk kısmında; 21. Yüzyılda Kemalistlerin artık yalnızca korkular ve endişelerin getirdiği gündelik çözümsüzlük hikayeleriyle oyalanamayacağı, yalnızca teşhis ve ikazla yetinmeyip, çözüm için sonsuz bir çaba ile çalışılması gerektiği ve sistem anlayışını zihnimizde oturtmanın çözüme ulaşmanın ilk adımı olduğunu bunun için ise bireysel […]

YİRMİ BİRİNCİ YÜZYILDA KEMALİZM ÜZERİNE BAZI DÜŞÜNCELER-1

  BARBARLARI BEKLERKEN, SİSİFOS’U MUTLU OLARAK TASARLAMAK   Ünlü filozof Descartes, Yöntem Üzerine Söylem’ine aşağıdaki yargı ile başlar: “Sağduyu, dünyada en iyi paylaştırılan şeydir; çünkü herkes onunla öylesine iyi donatılı olduğunu düşünür ki, tüm başka şeylerde hoşnut edilmeleri çok güç olanlar bile genellikle ondan şimdiden ellerinde bulunandan çoğunu istemezler.” Zannederim bu, tarihin en fazla haklılık […]

DOLDUR SOFİ ÇAY DOLDUR!

  “Çay sensiz demsiz, Ben sensiz, nefessiz…”                                                 Hikmet Anıl Öztekin   Bir süre önce basına “Allah De Ötesini Bırak”, “Bana Allah Yeter”, “Allah’a Koşun”, “Rabb’in İçin Sabret” kitaplarının yazarı Uğur Koşar’a, eşinin aldatma gerekçesiyle boşanma davası açtığı haberleri yansıdı. (http://www.hurriyet.com.tr/rekortmene-fotosok-40243543) Tabi aile meseleleri üzerine yorum yapmak bize pek düşmez, bu yazımızda konumuz da […]

ULUSÇULUK VE TÜRK ULUSU ÜZERİNE BİR DENEME

Giriş “Ulus nedir? Türk kime denir?” soruları, bir yüzyıldan fazla süredir kafalarımızı meşgul eden ve Türkiye’de bizce üzerinde çok ciddi kafa karışıklıkları bulunan ve bu kafa karışıklıkları nedeniyle de ciddi anlaşmazlıkların yaşandığı sorulardır. Zira, Türk sıklıkla üç farklı modern kavramın da konusu olarak tanımlanmakta ve çok zaman da bu üç kimlikli yapı birbiri ile iç […]

LAİKLİK, BİR ZORUNLULUKTUR

Laiklik Mi? Sekülerlik Mi? Laiklik ve sekülerlik, her iki olgunun da din-dünya işleri arasındaki ilişkiye dünyevi yönden yaklaşmaları nedeniyle, sıklıkla -ve kimi çevrelerce kasıtlı olarak- birbirine karıştırılan, fakat aralarında çok ince ancak son derece de belirgin farklılıklar bulunan iki kavramdır. Burada çok uzun bir biçimde her iki kavramın tanımına, tarihçesine değinecek kapsamlı bir tartışmanın içerisine […]

SAĞDUYU, JEAN MESLIER

Bir kitap düşünün ki; Voltaire, d’Holbach, Diderot, d’Alembert gibi Aydınlanma Çağı’nın büyük isimleri peşinden koşuyor, çoğaltılması ve okutulması için çaba harcıyor, hatta yeterince çaba harcamadıkları konusunda birbirlerini suçluyorlar… Hayır, İncil’den bahsetmiyorum. Bahsettiğim kitap, Jean Meslier’in Vasiyetnamesi’dir. Meslier, 1664 yılında doğmuş köy kökenli biridir ve bir köy rahibi olarak hayatına devam etmiştir. Ancak onu devrinden farklı […]

İNSANI SAVUNMAK: AYDINLANMANIN HÜMANİST ODAĞI ÜZERİNE

Aydınlanmanın Amacı Nedir? Aydınlanmanın amacının ne olduğundan söz etmeden önce, birkaç cümle ile Aydınlanmanın ne olduğunu konuşmak gerekir. “Aydınlanma Nedir?” sorusuna Kant’ın verdiği “Aydınlanma, insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan kurtulmasıdır.”1 cevabını kabul etmekte ve Kant’ın “Aklını kendin kullanmak cesaretini göster!”2 ilkesini benimsemekteyiz. Yine, Adorno ve Horkheimer’in “Aydınlanma, hakikat ile bilimsel […]

İDEOLOJİ-EDEBİYAT İLİŞKİSİ VE KEMALİST BİR ÖRNEK: YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU

İdeoloji-Edebiyat İlişkisi Üzerine   İdeoloji-Edebiyat İlişkisi Üzerine Louis Althusser, İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları isimli çalışmasında, “Her pratik, ancak bir ideoloji yoluyla ve bir ideolojinin altında varolabilir.”1 yargısına varmaktadır. Buna göre insanın her eylemi doğduğu andan itibaren içerisinde geliştiği ideolojik ortamın bir yansıması, bir ürünüdür. Yani insanlığın neredeyse kendisiyle yaşıt bir eylemi olan edebiyatın da […]