MANFRED B. STEGER – KÜRESELLEŞME

Soğuk Savaş sonrasında giderek popülerleşen ve pek çok politik gelişmeyi açıklamak amacıyla kullanılan küreselleşme kavramı üzerine, çok sayıda çalışma yapılmış ve çok değerli eserler kaleme alınmıştır. Kuşkusuz bu eserler içerisinde Manfred B. Steger tarafından kaleme alınan “Küreselleşme” isimli kitap en akademik ve en değerli çalışma olarak dikkat çekmektedir. İlk olarak 2003 yılında Oxford University Press […]

DEMOKRASİ İHRACI TARTIŞMALARI BAĞLAMINDA KÜRESEL MÜCADELENİN YENİ BÖLGESEL CEPHESİ: İRAN

18 Aralık 2017 günü Amerikan Başkanı Donald Trump’ın açıkladığı Ulusal Güvenlik Stratejisi, İran’ın bir kez daha ‘‘haydut devlet’’ ilan edildiğini ve hedefteki ülke tahtasına yeniden ‘‘İran’’ adının yazıldığını göstermiş ve bu nedenle Trump’ın dış politika stratejisi, Bush doktrinine dönüş olarak da yorumlanmıştır. Ancak Trump’ın açıklamalarında dikkat çeken bir başka husus daha bulunmaktaydı. Bu husus, ABD’nin […]

KÜRESEL KAPİTALİST SİTEMDE ‘‘ÇİN ÜSTÜNLÜĞÜ’’ ÇAĞI MI?

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Amerikan hegemonyasının kurumsallaştığı yer Bretton Woods konferansı olmuştur. Bu konferansta devletler, korumacı Keyneyen ekonomi politikalarını terk etmiş ve uluslararası ticaret ile uluslararası ekonomiyi ABD’nin başında bulunduğu bir ekonomik sistem üzerinden şekillendirmeyi içeren kararlar almıştır. Ticaret ve finansın küreselleşmesi sonucunu yaratan Bretton Woods konferansı, Amerikan hegemonyasının ekonomik sacayağı olan Uluslararası Para Fonu, […]

ULUSÇULUĞUN İLERİCİ ÖRNEĞİ OLARAK BİR MAZLUM MİLLETLER İDEOLOJİSİ: TÜRK ULUSÇULUĞU VE TÜRK JEOPOLİTİĞİNE BİR BAKIŞ

Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte Sovyetler Birliği dağılmış ve buna bağlı olarak ABD, jeopolitik anlamda küresel bir hakimiyet zemini yakalamıştır. Aynı zamanda ABD’nin küresel hakimiyet zemini yakalaması, akademik çevrelerde de liberal eğilimi, egemen paradigmaya dönüştürmüştür. Liberal eğilimin egemen paradigmaya dönüşmesi üzerine, ABD’nin küresel zaferini anlatan çok sayıda eser kaleme alınmış ve bu eserlerde Sovyetler Birliği’nin […]

KİMLİK-DIŞ POLİTİKA İLİŞKİSİNE KURAMSAL BİR BAKIŞ: İRAN DIŞ POLİTİKASI’NDA İSLAM İHRACI MESELESİ

Soğuk Savaş sonrasında başlayan süreçte, uluslararası ilişkiler kuramları içerisinde kimlik, kültür ve dış politika arasında bir ilişki kurma eğiliminin hızla yaygınlaştığı görülmektedir. Bu anlamda Samuel Hunthington’un Medeniyetler Çatışması isimli eserinin, politik yönelimlerin kimlik ve kültür çerçevesinde değerlendirilmesini popülerleştirdiği belirtilebilir. Özellikle Alexander Wendt’in çalışmalarıyla kuramsal bir temele oturan kimlik – dış politika ilişkisi, literatüre konstrüktivizm olarak […]

AYDINLANMA ÇAĞI’NIN VAHŞİ İDEOLOJİK SONUCU: MODERN KÜRESEL KAPİTALİZM VE YARATTIĞI ÇELİŞKİLER

Etimolojik anlamda İngilizce’deki ‘‘light’’ sözcüğünden türetilerek ortaya çıkan ‘‘enlightment’’(aydınlanma) ifadesi, modernizme veya bir başka deyişle modern kapitalizme temel oluşturan Aydınlanma sürecini ifade etmek amacıyla kullanılmıştır. Avrupa’da gelişen Rönesans ve Reform hareketlerinin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkan ve düşünsel sorgulamayı esas alan Aydınlanma Çağı, Fransız ve Amerikan devrimlerinin yarattığı birikim sonucunda Avrupa toplumunun yapısını değiştirmiş […]

İDEOLOJİ NEDİR?

Doğacan Başaran Avrupa’da Rönesans ve Reform hareketlerinin bir sonucu olarak gelişen Aydınlanma Çağı ile birlikte başlayan düşünsel sorgulama süreci, Fransız ve Amerikan devrimlerinin yarattığı birikim sonucunda Avrupa toplumunun yapısını değiştirmiştir. Aydınlanma Çağıyla birlikte, önceki dönemlerin yapısını oluşturan skolastik düşünce yıkılmış, toplum devletten özerkleşmiş ve buna bağlı olarak siyaset kitleselleşmiştir. Siyasetin kitleselleşmesi akla dayalı sorgulamaların yapılmasının […]

DEVRİMCİLİĞİN İDEOLOJİK REDDİ OLARAK SOLUN SAĞI: SOSYAL DEMOKRASİ (BİR KAUTSKY ELEŞTİRİSİ)

Doğacan Başaran Giriş Tarihsel kökleri insanlık tarihi açısından bir dönüm noktası olan; sanayi kapitalizminin en vahşi dönemine uzanan sosyal demokrasinin sosyalizmden ayrılarak kuramsallaşması süreci, teori ve pratik arasında ortaya çıkan gerilimin bir sonucu olarak gelişmiştir. Parlamenter demokrasiyi mücadele zemini olarak kabul edip, kapitalizmin ve dolayısıyla emperyalizmin yumuşak bir yönü olduğunu vurgulayarak devrimi reddeden sosyal demokratlar, […]