Ermeni Meselesi Üzerine Notlar

Deniz Yüce

1- Osmanlı Devleti’nden Türkiye Cumhuriyeti’ne Ermeni Sorununun Kısa Tarihçesi

“Türkiye aleyhine kullanılan Ermeni sorunu, temeli 1774 Küçük Kaynarca antlaşmasına kadar dayanan bir siyasal süreç olarak görülmez, Osmanlı’nın Batı tarafından paylaşılma sorunu ile ilişkisi kurulmaz, BirinciDünya Savaşı’ndaki Osmanlı-Rus Savaşı’ndan bağımsız ve Sevr Antlaşması ile Kurtuluş Savaşı dışında düşünülür, bir “soykırım” için gerekli olan “faşist milliyetçiliğin Osmanlı’da gelişip gelişmediği” irdelenmeden ele alınırsa, tabii ortalıkta “soykırım” iddialarından geçilmez.”(1)

Ermeni sorununun, Küçük Kaynarca Antlaşması‟ndan başlatılması 7. Maddesinden kaynaklanmaktadır. Bu maddeye göre Osmanlı Devleti‟nin Hristiyanlığa saygı göstermesi, Rus elçisi kiliselerin korunmasında aktif rol alması ve Osmanlı Devleti‟nin bu isteği kabul ettiği ifade olunmuştur.(2) Bu madde Rusya‟yı Hıristiyanların koruyucusu durumuna getirmiştir.

İlerleyen süreçte Rusya‟nın bu etkisini Osmanlı Devleti‟ni parçalama yönünde kullanması, ardından Eflak ve Boğdan‟ı işgal etmesi Avrupa Devletlerini harekete geçirmiş ve Kırım Savaşı sonunda imzalanan Paris Barış Antlaşması ile “müttefiklerimiz” de benzer bir konum elde etmişlerdir.İngiltere Dışişleri Bakanı Lord J. Russel, Hıristiyanlar üzerindeki sadece Rusya‟nın sahip olduğu koruyuculuk hakkını, beş devletin koruyuculuğu(collectiveprotectorate)şeklini aldığını ifade etmiştir.3

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşından sonra Berlin Barış Antlaşmasında ise; Osmanlı Devleti‟nin, Ermenilerin oturdukları vilayetlerde gerekli olan ıslahat ve düzenlemeleri yapması, ayrıca Kürt ve Çerkezlere karşı Ermenilerin huzur ve güvenliklerini koruması hükmü konulmuştur.Bu madde ile ilk kez Ermeni adı bir antlaşmada geçmiştir.4

1887‟de Hınçak ve 1890‟da Taşnaksutyun örgütleri kurulmuştur. Hınçak partisi, Kumkapı nümayişini, Sasun isyanını, Babıali nümayişini ve Zeytun isyanını üstlenmiştir. Taşnaklar ise; İstanbul Osmanlı Bankası baskınını, 1904 Sasun isyanını, Sultan Abdülhamid‟e Yıldız suikastını üstlenmişlerdir.

1893 yılında Dr. CyrusHamlin, Hınçak Komitesinin amacını ortaya koymuş, ihtilali savunan bir Ermeninin kendisini ifade ettiklerini aktarmıştır. Ermeninin devletin her tarafında örgütlendiğini, Türkleri ve Kürtleri öldürüp köylerini ortadan kaldırarak dağlara çekileceklerini; bu karşılık Müslümanların da savunmasız Ermenileri katledeceklerini söylemiştir. Bu durumdan beklenti ise; Rusya‟nın insanlık namına ve Hıristiyan uygarlığına adına Anadolu‟ya girmesidir. Dr. CyrusHamlin, bu düşüncenin dehşet verici olduğunu söylediğinde ise; bu Ermeni, Avrupa‟nın Bulgarlara yapılanlara sessiz kalmadığını ve onlara bağımsızlık verdiğini, kadın ve çocuk Ermenilerin katledilmesine de göz yummayacağını ve Ermenilere de bağımsızlık vereceğini, bunda kararlı olduklarını belirtmiştir. Ayrıca Ermenilerin Rus yerine Türk idaresini seçmelerini ise aptallık olacak yorumlamış, acı çekerek bunun bedelini ödeyeceklerini ifade etmiştir.

Sadece 29 Eylül –3 Aralık 1895 tarihleri arasında 25 ayaklanma çıkmıştır. 1890 –1896 yılları arasında çıkan ayaklanmalarda 13.500 –20.000 kadar Ermeni ölmüşse de bu sayı yapılan propagandalarda 300.000‟e kadar çıkarılmıştır.

İsyanlar durulmaz, 31 Mart (13 Nisan 1909) Ayaklanmasını fırsat bilen Ermeniler, Kilikya Ermeni Devleti‟ni kurmak amacıyla Adana‟da isyan başlattılar (14 Nisan 1909).

Hemen ertesinde 25 Nisan 1909‟da ikinci kez Adana‟da ayaklanma başlatılmış ancak bastırılmıştır.

Ermeni komitacıları, ihtilali gerçekleştirmek için en uygun zamanının Osmanlının savaşa girdiği dönem olacağını söylemişlerdi. Osmanlının Birinci Dünya Savaşına girmesinden sonra beklenen günün geldiğini düşünerek 15 Nisan 1915‟te Van‟da yeni bir ayaklanma başlattılar. Buna karşılık da İstanbul‟daki Ermeni ihtilalcilerinin elebaşları hükümet tarafından tutuklanmıştır.

Soykırımın yıl dönümü olarak anılan tarihte olanlar aslında budur. Tehcir Kanunu Mayıs 1915‟te çıkmış ve amacı şu şekilde açıklanmıştır:

“Savaş mıntıkasına yakın bölgelerde oturan Ermenilerin bir kısmı ordunun hareketini zorlaştırıcı davranışlarda bulunmakta, halka saldırmakta, asilere yataklık etmektedir. Dolayısıyla, Van, Bitlis, Erzurum vilayetleri ile Adana, Mersin, Kozan, Cebelibereket kazaları, Maraş Mutasarrıflığı, İskenderun, Beylan, Antakya kazalarında yerleşik Ermenilerin yerleri değiştirilecektir. Bunlar Musul ve Zor Mutasarrıflıklarının kuzey kısımlarına, Halep vilayetinin doğu ve güneydoğusunanakledileceklerdir.”

Tüm Ermenileri kapsamayan bir karar, ayrıca taşınamaz malların bedelleri kendilerine ödenecek, tanışabilir mallar ise kendilerine ulaştırılacaktır.

Resmi verilere bakılacak olursa; 1914 yılındaki Osmanlı nüfusu 18.5 milyon. Bunun 1.3 milyonu Ermeni. Altı vilayetteki Ermeni nüfusu ise 636 bindir.

Tehcirden üç yıl sonra, Fransa Dışişleri Bakanlığı tehcir edilen ve yardıma muhtaç Ermenilerin sayısı hakkında bilgi istiyor. BoghosNubarPaşa 11 Aralık 1918 yılında cevap yazıyor. Mektupta, tehcir edilenlerin sayısının tahmini 600.000 –700.000 olduğu, 390.000 kişinin yerine ulaştığı, kalanlardan (yani yaklaşık 300.000 kişiden) ise bilgi alınamadığı vurgulanıyor.

1921 yılında Mustafa Kemalyabancı bir gazetecinin konuyla ilgili sorusu üzerine şunu söylemiştir:

“…Bize karşı yapılmış olan iftiraların aksine, tehcir edilmiş olanlar hayattadır ve bunlardan ekserisi şayet İtilaf Devletleri bizi tekrar harp etmeye zorlamasa idi evlerine dönmüş olurlardı.”5

1 Mart 1922 yaptığı konuşmada ifadeyi kullanmıştır:

“Ermeni sorunu denilen ve Ermeni milletinin gerçek olmayan isteklerinden çok, dünya kapitalistlerinin ekonomik yararlarına göre çözülmek istenilen sorun, Kars Antlaşması ile en doğru şekildeçözüme ulaştırılmış oldu. Yüzyıllardan beri dostluk içinde yaşayan iki çalışkan halkın iyi ilişkileri memnuniyetle yeniden kuruldu.”

İsmet Paşa, Lozan Konferansına giderken kendisine 14 maddelik bir talimat verilmişti bunun ilk maddesi şudur:

“Ermeni Yurdu mevzu-u bahs olamaz. Olursa inkıta-ı müzakereyi mucib olur.”

Ve son olarak 1932 yılında Türkiye, Milletler Cemiyetine davet edildiğinde Dışişleri Bakanımız şu şekilde cevap vermiştir:

“Türkiye Cumhuriyeti devleti bugüne kadar yapmış olduğu iç ve dış hukuk işlemlerinin tümünü Milletler Cemiyeti yasalarına uygun olduğunun kabul edilmesi koşuluyla girer.”(6)

Bu şartın kabulü ile Türkiye, Milletler Cemiyetine katılmıştır. Katılma konusunda, Azınlıklar Komisyonu eğer “kendi içindeki azınlıklara kötü muamele yapmamıştır” derse başvuru kabul ediliyor. Aksi takdirde başvuru reddediliyor. Daha açık söylemek gerekirse; “soykırımın yalan olduğu” daha o tarihte kabul edilmiş oluyor.(Bu bölümde, Bilal N. Şimşir‟in Ermeni Meselesi kitabı kaynak olarak kullanılmıştır.)

2- Ermeni Propagandası Üzerine

“Propaganda, cebir ve tazyikten başka vasıtalarla, (başlıca semboller, vecizeler ve kıymetlerle) ihtilaflı meseleler karşısında muayyen bir kitlenin görüşünde ve gidişinde arzu edilen bir değişikliği yapmaya çalışmaktır.”(7)

Bu amaçla Ermeni iddialarını destekleyen bir “mavi kitap”hazırlanmıştır. Bu kitabın hazırlanmasının iki amacı vardır. Birincisi, Ermeniler için Amerika‟dan yardım toplamaktır. İkinci amacı ise ABD‟yi Avrupa savaşına sokmaktır. Kitap, 150 belgeden oluşturulmuştur. Ancak bu belgelerden 70 tanesi Amerikalı misyonerlere, 50 tanesi de Taşnak komitacılarına aittir. (8)

Kitabın yazarı Arnold Toynbee, hatıralarında bu kitap için: “Hükümetin propaganda için hazırlattığını bilseydik yapmazdık” (9) demiştir.

Amerikalı tarihçi JustinMcCarthy ise; propaganda için yazılan kitaptaki belgelerin sahte olduğunu, ifadelerine yer verilenlerin bir kısmının kimliğin bilinmediğini, alıntıların bir kısmının Taşnak gazetelerine ait olduğunu söylemiş ve aptalca yalanlar olarak nitelemiştir.(10)

TBMM‟de ise; AKP ve CHP‟nin İngiltere Avam ve Lordlar Kamaraları üyelerine gönderilmek üzere bir hazırladıkları mektup milletvekillerinin imzasına açılmıştır. Mektupta dikkat çeken önemli itirazlardan birisi ise; bu kişilerin birkısmının bilgisi olmadığını, sahte görgü tanıklığı yaptırıldığı ve ayrıca görgü tanıklarının ifadelerinin herhangi bir görevlinin ifadesine başvurup doğrulanmadığı tespiti yapılmıştır.(11)

Menşevik Gürcistanı‟nın Toprak Bakan Yardımcısı Karibi; Türkler ve Kürtlerin Rumlara saldırmazken neden Ermenilere saldırdığı konusunun Rumların tarafsız kalmasıyla ilgili olduğunu belirtmiştir. Durumu şu örnekle açıklamıştır:

“Türkiye‟nin yerine Hıristiyan Rusya‟yı veya yüksek kültüre sahip Almanya‟yı koyun. Eğer Rus Lehleri Avrupa‟da yaşayan bütün Lehleri bir devlet örgütünde birleştirmek adına Avusturya Lehlerine katılsaydı ve bağlı bulundukları Rusya‟ya karşı savaşsaydı Rusya ne yapardı? Eğer Alsace –Lorraine‟deki Fransızlar, Almanya‟ya karşı savaş için gönüllü birlikler oluştursalardı Almanlar ne yapardı? Doğal olarak bu iki uygar Hıristiyan devlet de Türkiye Ermenilere ne yaptıysa onu yapardı (…) İngilizler, düşmana katılmayı düşünmeye, sadece geçmişteki bağımsızlığını tekrar talep eden İrlanda‟yı bile daha dün ateş ve kanla dize getirdiler.” (12)

Doğubilimi uzmanı M. V. Pavloviç; o dönem Taşnak basınının Türkiye‟nin bölünmesiyle ilgili yayınlar yaptığını, Ermeni hükümetinin Ermenistan‟da Müslüman nüfusu katlettiğini ve 200‟den fazla köyün yakılıp yıkıldığını, Kilikya‟da Fransız komutası altındaki gönüllü Ermeni birliklerinin bölgede katliam yaptığını, Fransızların bunu kendileri hakkındaki olumsuz düşüncelerinden kurtulmak için Ermeniler eliyle yaptığını belirtmiştir. (13)

Ermeni Devlet Adamı B. A. Boryan; Ermenilerin bu tavrının, Osmanlı Devleti‟nin idaresinden kaynaklanmadığını ifade etmiştir. Osmanlı Devleti‟nde sömüren kesimin Ermeni, Süryani, Türk, Kürt köylüleri arasında hiçbir ayrım yapmadan egemen sınıfın çıkarını sağlayacak şekilde, hukuki herhangi bir ayrım yapmadığını belirtmiştir. (14) Ermenilerin bu tavrının sebebini Karibi; özerk bir Ermenistan‟ın kurulmasına çalışmak ve sadece Ermenilerin yaşadığı kesintisiz bir toprak parçası oluşturmak olarak yorumlamıştır. (15)

Sonuç olarak; Ermenilerin bu davranışları ve propaganda yöntemleri çok önemli sonuçlar doğurmuştur. Bu noktada, Türkiye açısından bu olayın bastırılmaya çalışılması soykırım olarak adlandırılmak istenmiştir. Ayrıca, ayaklanmaları bastırma konusunda kullanılan araçlar ve yöntemler zaman zaman tartışma konusu olmuştur. Bu konu değerlendirilirken şu ifade de dikkatten kaçmamalıdır:

“Ermenilerin ayaklanması, onların tarihi ve hukuki hakkıdır. Eğer devlet, halk ayaklanmasını sert bir şekilde eziyor ve ayaklananları bastırıyorsa, bu da onun tarihi ve hukuki hakkıdır.” (16)Yani, amaç aracı haklı kılmıştır. Öne çıkan nokta, ayaklanmanın bastırılmış olmasıdır.

3- Ermeni Sorununa Rusya’nın Etkisi

Çarlık döneminde bazı Rus yetkililerin ifadeleri; hem amaçlarını açıklamakta hem de bir itiraf niteliğindedir. Dönemin Kafkasya Valisi, Ermeni meselesi diye bir sorun yokken bu sorunu kendilerinin yarattığını aslında Ermenilere yönelik bir ayırımın da olmadığını sonraki yıllarda ifade etmiştir. (17) Amaçlarını ortaya koymak açısından da bir bakanın, kendilerine Ermenisiz Ermenistan lazım olduğunu belirtmiş olması ve Ermenilere karşı Rusların aldığı önlemlere bakmak (1885‟de Ermeni okulları kapatılmıştır, 1889‟da Ermeni kültür ve hayır kurumları kapatılmıştır, 1900‟de büyük bir Ermeni yayınevi kapatılmıştır. Ermeni gazetelerine sansür ve yasaklama getirilmiştir, 1903‟te Ermeni Grigoryan Kilisesi‟nin mallarına el konmuştur, yine 1903‟te Ermeni katolikosunun yetkileri kısıtlanmıştır)yeterlidir.(18)

Ancak kendi topraklarında Ermeni milliyetçiliğine karşı tedbirler alırken, Türkiye topraklarındaki Ermenileri kışkırtmaktan da geri kalmamıştır. Bu kışkırtmaları Ermeni maneviyatını yükseltmek ve Türklere karşı Ermenileri eyleme geçirmek olarak ele aldığımızda, Ermeni emekçilerinin katledilmesine bu şekilde ortam hazırlanmıştır. (19) Bununla birlite; bir Taşnak yetkilisi Taşnaksutyun‟un temel amacının, Türkiye Ermenistanında çalışmak ve isyancıları örgütlemek olduğunu, Bakü bölgesindeki çalışmaların ise; yedek faaliyetler olduğunu belirtmiştir. (20)

Süreç içerisinde Ermeniler önce Rusya‟ya karşı Japonya‟dan ve ardından Türkiye‟ye karşı Rusya‟dan medet ummuşlardır. 7 Mayıs 1904 tarihli mektupta yer alan bir ifade:

“Sizi içten seven tüm Kafkasya‟nın ve Rusya‟nın Ermenileri, Japon kıyılarından uzakta manen sizlerle birleşerek dolu şarap kadehlerini JAPON İMPARATORU EKSELANSLARI YÜCE MUTSUHİTO‟nun şerefine kaldırıyorlar. „YAŞA, YAŞA, YAŞA‟” (21)

Bunlar da II. Nikolay‟a ifade edilenler:

“Yeni şanlı Russilahı olmak ve Rusya‟nın Doğu‟daki tarihsel görevini yerine getirmek vatan borcumuzdur. Kalbimiz bu istekle yanmaktadır. Rus bayrağı, İstanbul ve Çanakkale Boğazlarında özgürce dalgalanacaktır. Sizin iradeniz, yüce devletiniz Türkiye boyunduruğu altındaki halklara özgürlük verecektir.” (22)

Taşnaksutyun‟un yayın organı Orizon gazetesinde 1912‟de yayınlanan makalede tehdit gibi ifadelere yer vermişti. Herhangi bir Türk‟ün ve Türk devletinin Ermeniler için hiçbir önem taşımadığını, başka bir şekilde varlıklarını korumaya çalışmaları gerektiği yazılmıştı. (23) Bu söylem ve davranışların sonucu, 1915 yılında hazırlanan bir rapora şu şekilde yansımıştır:

“Ermeni elebaşları, kendi ektiğini biçmiş, siyasi hayalleri için sivil soydaşlarının hayatı ve refahıyla oynamıştır.” (24)

Ermenistan‟ın ilk başbakanı ve Taşnak Partisi‟nin kurucusu O. Kaçaznuni‟nin şu cümleleri bir anlamda yukarıdaki ifadeleri teyit etmiştir:

“Kayıtsız şartsız Rusya‟ya bağlandık”, “Ermeni vilayetleri Ermenisiz kaldı”, “Acı acı kötü talihimize sızlanmak, kendi mutsuzluğumuza kendi dışımızda bir sebep aramak, Taşnaksutyun Partisi‟nin de kaçınamadığı milli psikolojimizin tipik bir özelliği” ..(25)

Bir diğer önemli konu Lozan Antlaşması ve diplomatik ilişkilerdir. Ermeni muhabir Lozan‟a karşı olmalarını ve ABD‟nin hem Türkiye hem deSSCB ile diplomatik ilişki kurmasını şu şekilde yorumluyor:

“O andan sonra da Birleşik Devletler bu iki devletle bu gibi ilişkilere gireceği zaman, Ermeni meselesi uluslararası sorun olmaktan çıkacak ve Türkiye‟yle Rusya‟nın iç meselesi haline gelecektir. Lozan Antlaşması‟na karşı çıkmamız buradan kaynaklanmaktadır. Çünkü bu antlaşma Birleşik Devletler tarafından onaylanırsa, Türkiye „Wilson Ermenistanı‟ üzerinde tartışmasız yüksek haklar elde edecektir.” (26)

4- Ermenilerin Kürt Ayrıcılığına Desteği ve Bir Araç Olarak Ermenilerin Yerini Kürtlerin Alması

Son olarak Ermenilerin Kürt ayrılıkçılığına verdiği desteği ele alalım. Taşnakların XI. Kongresi‟nin Nisan 1929 tarihli çağrısında:“Kongre, Kürtlerin Türklere karşı isyanını özellikle selamlamaktadır. Kongre, bu hareketin Ermeni ve Kürt sorunlarının çözümü için gerekli olduğunu düşünmekte ve tüm bilinçli Ermenileri bu eşsiz ve kahramanca mücadeleye dikkat etmeye ve gönül vermeye çağırmaktadır.” (27)Taşnaklar, Kürt meselesinde de emperyalistlerce kullanılmıştır.

Hemen hemen aynı dönemde yapılan şu tespit balıkta belirttiğimiz durumu açıklamak açısından önemlidir;

“Eğer Ermeni meselesi ve Ermeniler, önceden Avrupa‟nın „hasta adamı tedavi etmek‟ amacıyla Osmanlı İmparatorluğu yönetiminin içişlerine karışmak için „kamuoyu‟ yaratmanın bir bahanesi ve aracı olduysa, bu sefer de Ermenilerin yerini Kürtlerin aldığı açıktır.” (28)

Bu tespitin bir benzerini de Hrant Dink yapmıştır:

“Geçmişte İngilizlerin Fransızların Rusların Almanların şu topraklar üzerinde oynamış oldukları rol neyse bugün aynen tekrarlanıyor. Geçmişte Ermeni halkı onlara güvendi, kendilerini Osmanlı‟nın zulmünden kurtaracaktı. Ama yanıldılar. Çünkü onlar geldiler, kendi işlerini kendi hesaplarını yaptılar, çekilip gittiler ve burada kardeşi kardeşle kan içerisinde bıraktılar ve bugün Kürtlerin yaşadığı aynı şey. Bugün Amerika geldi, Kuzey Irak‟ta bir Kürt devleti oluşturmak üzere.. Kürt kardeşlerimiz için orası bir çekim alanı mı oldu, noldu, bir başka bir şey mi oldu, bir ümit mi oldu bu çok tehlikeli bir iş. Amerika bu, gelir, o kendi hesabını yapar, işine bakar, işi bittiğinde de çeker gider. Ondan sonra da burada tekrar insanları birbiriyle kendi didişmesi içerisinde bırakır.”(29)

M. Kemal Atatürk‟ün şu sözü durumu özetlemeye yeterlidir:

“Efendiler! Avrupa’nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşmesine karşılık Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlanadurmuştur. Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerinegöre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi birtakım zihniyetler belirdi. HALBUKİ, HANGİİSTİKLAL VARDIRKİ, ECNEBİLERİNNASİHATLERİYLE, ECNEBİLERİNPLANLARIYLAYÜKSELEBİLSİN? TARİHBÖYLEBİR HADİSEYİ KAYDETMEMİŞTİR!”

NOT: Bu yazı daha önce KARADENİZ STRATEJİK ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ‟NDEKİ yazı dizisi olan, Ermeni Meselesi Üzerine Notlar I-II-III serisinin tek bir yazıda birleştirilmiş ve düzenlenmiş halidir.

Kaynaklar

1-Emre Kongar, Tarihe Yanlış Bakmak, (http://www.kongar.org/aydinlanma/2005/460_Tarihe_Yanlis_Bakmak.php)

2-Küçük Kaynarca Antlaşması‟nın7. Maddesi(http://tr.wikisource.org/wiki/K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk_Kaynarca_Antla%C5%9Fmas%C4%B1)

3-Bilal N. Şimşir, Ermeni Melesi, Ankara, Nisan 2013, s. 14

4-Bilal N. Şimşir, Ermeni Meselesi, s. 20

5-http://www.hurriyet.com.tr/ataturkten-tarihi-yanit-38726322(Son giriş: 19.04.2017)

6-http://odatv.com/n.php?n=yasananlara-hic-sasirmadim-cunku…-1804151200(Son giriş: 19.04.2017)

7-Niyazi Berkes, Propaganda Nedir?, Ankara, 1942, s. 6

8-Bilal N. Şimşir, Ermeni Meselesi, s. 30-31-32

9-http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2005/03/19/615797.asp(Son giriş: 19.04.2017)

10-http://www.cumhuriyetarsivi.com/katalog/192/sayfa/2005/3/25/7.xhtml(Son giriş: 19.04.2017)

11-Bilal Şimşir, Ermeni Meselesi, s. 44

12-Mehmet Perinçek, 150 Belgede Ermeni Meselesi, İstanbul, 2012, s. 74 (Belge 16)

13-“Kızıl Kitap” Güneybatı Kafkas‟ta Taşnak Mezalimi,İstanbul, Ocak 2012, s. 17

14-Mehmet Perinçek, Ermeni Devlet AdamıB. A. Boryan‟ın Gözüyle Türk-Ermeni Çatışması, İstanbul, Aralık 2014, s. 26

15-Karibi, GürcüDevleti‟nin Kırmızı Kitap‟ı, İstanbul, Nisan 2007, s.47

16-Mehmet Perinçek, Ermeni Devlet Adamı B. A.Boryan‟ın Gözüyle Türk-Ermeni Çatışması, s. 62

17-Mehmet Perinçek, Ermeni Devlet Adamı B. A. Boryan’ın Gözüyle Türk-Ermeni Çatışması, s.39

18-Çarlık Polis Raporlarında Taşnaklar, İstanbul, Haziran 2007, s. 11

19-A. A. Lalayan,Taşnak Partisi‟nin Karşıdevrimci Rolü, İstanbul, Şubat 2006, s.47

20-A. B. Karinyan, Ermeni Milliyetçi Akımları,İstanbul, Temmuz 2007, s. 65

21-Mehmet Perinçek, Ermeni Milliyetçiliğinin Serüveni,İstanbul, Mart 2015,s. 46

22-Mehmet Perinçek, Ermeni Milliyetçiliğinin Serüveni, İstanbul, Mart 2015, s. 67

23-Mehmet Perinçek, 150 Belgede Ermeni Meselesi, s. 69 (Belge 13)

24-Haz. Mehmet Perinçek, L. M BolhovitinovResmi Ermeni Raporu 11 Aralık 1915, İstanbul, Kasım 2014, s. 85

25-OvannesKaçaznuni, Taşnak Partisi‟nin Yapacağı Bir Şey Yok, İstanbul, Haziran 2008

26-S. G. Pirumyan, Diasporadaki Taşnaklar, İstanbul, Mayıs 2007,s. 165

27-Mehmet Perinçek,Ermeni Milliyetçiliğinin Serüveni, s. 280

28-Mehmet Perinçek, B. A. Boryan‟ın Gözüyle Türk-Ermeni Çatışması, s. 91

29-https://www.youtube.com/watch?v=KHG_w7TDOwY(Son giriş: 19.04.2017)

 

Bir cevap yazın