SAHAFLIK VE KİTAP SATICILIĞI ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ

Bir zamanlar sahaflar, okurların uygun yolla kitap almak, koleksiyoncuların değerli, eski baskı eserlere ulaşmak için sıkça uğradığı yerlerdi. Belli bir karakteri olan, kendine has, küçük ama her köşesine kadar binlerce eserle dolu bu dükkânlarda salt kitap alışverişi yapılmaz, eski gazete ve dergiler, kartpostallar, plaklar ve sahafa satılan kitaplar arasından çıkmış tozlu siyah beyaz fotoğraflar da ilgilisine sunulurdu. Herhalde sahafları kitabevlerinden ayıran da yukarıda saydığımız özelliklerdi. Hep geçmiş zaman kullandım; çünkü İstanbul’da sık sık ziyaret ettiğim Aslıhan Pasajı Sahaflar Çarşısı’nda durum değişmiş. AKMAR Pasajı’nın test kitabı ve korsan romanlarla dolduğunu, yolu son zamanlarda düşen herkes bilir. Beyazıt Sahaflar Çarşısı’ysa üniversite öğrencilerine hizmet eden küçük ve tek tip kitapçılardan geçilmiyor. Neyse ki halen sahaf kültürünü yaşatmaya çalışanlar var ki, AKMAR ve Sahaflar Çarşısı’na dönmemek adına, birkaç yıl önce Aslıhan Pasajı’ndaki Gezegen Sahaf, dükkânına şöyle bir yazı asmıştı:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Fotoğraf: Semih Ö.

Aslıhan Pasajı henüz ders kitaplarının istilasına uğramış değil; fakat “çok satan” illetiyle pençeleşiyor. Özellikle ilk kattaki dükkânların tezgâhlarına göz gezdirince insan D&R çok satanlar rafına bakıyormuş gibi hissediyor. Sahaf popüler kitabın tedarikçisi olmaz oysa. Raflarında ilk basımlar, nadir eserler, özel kitaplar bulunur. Elbette bu demek değildir ki bir sahaf piyasada bulunan kitapları hiç satmasın. Ancak özenle seçmesi gerekmez mi? Okurun karşılaştığı bir başka sorun da fiyat meselesi. Yeni çıkmış kitaplar, kimisi de kitabevlerinden pahalı bir fiyata satışa sunuluyor. Örneğin Orhan Veli’nin Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Sevdaya Mı Tutuldum? isimli şiir kitabının bir Aslıhan’daki bir sahafta, özgün fiyatı 45 lira olmasına rağmen 50 liraya satıldığına şahit olmuştum. Aynı kitap, pasajın karşısındaki YKY Kitabevi’nde %20 indirimle satışa sunulmakta. Yahut Günlüklerinin Işığında Tanpınar’la Baş Başa adlı kitabın özgün satış fiyatı 42 lira olup sahafların satış yaptığı nadirkitap.com’da bir sahaf tarafından 45 liraya satılırken, bu kitap Dergâh Yayınları’nın Ana Kitabevi mağazasında %35 indirimle satılmaktadır. Bunlar piyasada bulunan, erişimi oldukça basit eserlerdir ve herhalde paranın bu kadar kıymetli olduğu bir dönemde daha pahalıya almayı da aklı başında kimse istemez. Fakat şöyle bir gerçek de var, yukarıda adını saydığım kitabevleri ve benzerlerinin sahaflar kadar maddi gelir kaygısı elbette yok. Bir sahaf, eğer işini hobi olarak yürütmüyorsa, kazandığı parayla hem kirasını, hem faturalarını, hem de sigortasını ödüyor. O yüzden, yine paranın bu kadar kıymetli olduğu bir dönemde sahafların da eskisi kadar uygun fiyata satış yapmasını beklemek mümkün değil. Ancak dediğim gibi, baskısı bulunan, herkesin ulaşabileceği kitaplara yayınevinden daha yüksek fiyat çekmek sahaflık geleneğine aykırı olduğu gibi, okuru da başka yollara yönlendirecektir.

Ben sahaflarla tanışalı iki yıl oluyor. Bu süre zarfında birçok sahafa defalarca girip çıktım. Aslıhan Pasajı’ndaki Ayça Kitabevi ve Sahaf bunlardan biridir. Pasaja her girdiğimde bana çay ikram etmek isteyen Ayça Kitabevi’nin sahibi, halen sahaflık kültürünü sürdürmeye çalışmakta. Herhalde bugüne kadar dükkânında tek bir Bestseller kitaba denk gelmemişimdir. Bin bir eserle ağzına kadar yığılı bu dükkânın tezgâhına her gidişimde bakarım. Beyoğlu Sahaf Festivali’nde de iki yıldır standını ziyaret ederim. 2017’deki festivalde, kendisine Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz, Aziz Nesin ve Mustafa Mim Uykusuz’un 1946’da çıkarmaya başladığı Markopaşa’nın herhangi bir sayısının elinde olup olmadığını sormuştum. Kendisinde olmadığı söyleyip başka bir standa yönlendirmiş, “Ama satmayabilirler.” diye de eklemişti. Yönlendirdiği sahafa gittiğimde derginin birkaç sayısı elinde vardı ancak gerçekten de satmıyordu. Sergilemek için oraya koyduğunu, bunların satılamayacak kadar değerli sayılar olduğunu söylemiş, piyasa değeri başlığının rengine göre değişen (en pahalı renk yeşilmiş) derginin aslında 100 150 lira ettiğini ama satmamak için yüksek fiyat çektiğini anlatmıştı. Bu olay herhalde bize gerçek sahaf kültürüyle ilgili birçok ipucu da veriyor. Sahaf salt kitap satıcısı demek değildir. Kitap satıcısı olan D&R ve türevleridir. Hâlbuki gerçek bir sahaf, örnekte de görüldüğü üzere elindeki kıymetli eseri hemen satmaz, ona değer verir, onun gözünde bunlar salt herhangi bir ürün değildir.

Fazlasıyla eleştirdim; ancak anlaşıldığı gibi sahaflık halen hayatta. En azından bunun için çabalayan gerçek sahaflar var. “Gerçek” diyorum; çünkü kitapçı açan herkesin kendine “sahaf” dediği bir dönemdeyiz. Yukarıda yazılanlar da bu vaziyetin –ne yazık ki- kaçınılmaz sonucudur.

 

Kaynakça

https://www.nadirkitap.com/gunluklerin-isiginda-tanpinar-la-bas-basa-inci-enginun-zeynep-kerman-kitap11031787.html

 

https://www.okuoku.com/urun/detay/kitap/gunluklerin-isiginda-tanpinarla-basbasa/434245

 

 

 

Bir cevap yazın