MANFRED B. STEGER – KÜRESELLEŞME

Soğuk Savaş sonrasında giderek popülerleşen ve pek çok politik gelişmeyi açıklamak amacıyla kullanılan küreselleşme kavramı üzerine, çok sayıda çalışma yapılmış ve çok değerli eserler kaleme alınmıştır. Kuşkusuz bu eserler içerisinde Manfred B. Steger tarafından kaleme alınan “Küreselleşme” isimli kitap en akademik ve en değerli çalışma olarak dikkat çekmektedir.

İlk olarak 2003 yılında Oxford University Press aracılığıyla yayımlanan Steger’in bu çalışması, 2006 yılında Dost Kitabevi Yayınları tarafından Türkçe’ye çevrilerek okuyucuyla buluşturulmuş ve çalışma 2013 yılında ikinci baskısını yapmıştır.

Steger’in bahse konu olan bu çalışması, çeşitli alt başlıkları bulunun 8 ana bölümden oluşmaktadır. Yazar kitabının ilk bölümünde küreselleşme kavramını tartışmaya açmakta ve küreselleşmenin bazen çelişkili toplumsal süreçleri de ifade eden bir kavram olduğunu çeşitli örneklerle somutlaştırmaktadır.

Çalışmanın birinci bölümünde küreselleşmeye ilişkin tartışmaları aktaran yazar, kitabın ikinci bölümünde ise, “Küreselleşme yeni bir olgu mudur?” sorusunu yanıtlamaya çalışmaktadır. Yazara göre küreselleşme, son dönemin popülizmiyle çok sık kullanılmaya başlanmış bir kavram olsa da, modernitenin ve kapitalist dünya sisteminin ortaya çıkmasıyla başlayan süreçlerin devamı ve uzantısı niteliğindedir. Bu bağlamda yazar küreselleşme kavramının başlangıcının tekerleğin icadı, yazının bulunması gibi olayları milad kabul edilerek açıklanabileceğini vurgulamakta; ancak en doğru miladın, modern kapitalist sistemin başlangıcı olduğu tezini öne sürmektedir. Dolayısıyla yazar tarafından kitapta öne sürülen iddiaya göre, küreselleşme en az 500 yıllık bir süreci ifade eden bir kavramdır. Ayrıca yazara göre, bu 500 yıllık süreç ekonomik, siyasi, kültürel ve ideolojik boyutları olan bir süreçtir. Bu nedenle de yazar kitabının üçüncü bölümünde küreselleşmenin ekonomik boyutunu, kitabın dördüncü bölümünde küreselleşmenin siyasi boyutunu, kitabın beşinci bölümünde küreselleşmenin kültürel boyutunu ve kitabın altıncı bölümünde de küreselleşmenin ideolojik boyutunu açıklamaktadır. Küreselleşmenin ifade edilen boyutlar nedeniyle çalışmanın ilgili bölümlerinde, küreselleşmenin iktisadi boyutu üzerinden liberal dünya düzeni açıklanmakta ve küreselleşmenin ideolojik boyutu üzerinden “Ulus-devlet öldü mü?” sorusu da tartışmaya açılmaktadır. Ayrıca çalışmada Steger, küreselleşmenin kültürel boyutu üzerinde dünya genelinde kabul gören Amerikan tarzı yaşam biçimini de okuyucuya aktarmakta ve Amerikan hegemonyasının temel dayanağının kültür olduğunu ortaya koymakyadır.

Kitabın yedinci bölümünde Steger, küreselciliğin karşı karşıya kaldığı sorunları anlatmakta ve küreselleşme karşıtı iki cephe olan özelci korumacılık ile evrenselci korumacılık kavramlarını açıklamaktadır. Ayrıca bu bölümde yazar, IMF ve Dünya Bankası’na karşı gelişen ve hızla popülerleşen protesto eylemlerini de okuyucuya aktarmaktadır.

Steger tarafından kaleme alınan kitabın sekizinci bölümündeyse küreselleşme kavramının geleceğine ilişkin değerlendirmeler yer almaktadır.

Sonuç olarak Manfred Steger’in çalışması, küreselleşmeyi bir süreç olarak ele alması ve farklı boyutlarını ortaya koyması nedeniyle oldukça net bir biçimde açıklamaktadır. Üstelik çalışmanın oldukça küçük bir hacme sahip olması da okuyucuyu zorlamamaktadır. Bu nedenle literatürdeki önemli bir boşluğu dolduran söz konusu kitap, küreselleşme sürecine kafa yoran herkes tarafından okunması gereken kitaplar arasında yer almaktadır.

 

Doğacan BAŞARAN

Bir cevap yazın