TÜRKİYE KENDİ OTOMOBİLİNİ ÜRETMELİ Mİ?

Uzun zamandır akıllarda bir soru var. ‘’ Türkiye kendi otomobilini üretmeli mi, üretmemeli mi?’’ Atılan bir kaç küçük bireysel adım ve seçim vaatleri dışında bu soru hala somut bir yanıt bulabilmiş değil.
Türkiye ekonomisiyle dünyada adından bahsettirmek istiyorsa eğer, Yıllık 90 milyon aracın üretildiği ve 20 yıl içinde piyasadaki araç sayısının %200 den fazla artarak 2 milyardan fazla olacağı bir piyasada kendi markası ile yer alması şart. Peki Türkiye sektördeki diğer büyük markalar ile rekabet edecek yatırımı yapmak için geç kalmadı mı? Evet Türkiye sıfırdan yapacağı sanayi hamlesi için treni kaçırmış durumda. Piyasadaki markaların kendilerinden küçük markalarıda kendi bünyelerine katıp bir tekel yaratmaları bu dakikadan sonra yeni üreticilerin büyümesinin önünde bir engel.
Ama fosil yakıtlara biçilen 100 yıllık ömür ile beraber otomobil sektöründe de köklü değişiklikler yaşanmakta. 2003 te kurulan Tesla talebe yetişememekte. Bugün piyasanın sadece %5 ini elinde bulunduran elektrikli araçlar 2040 başlarında %20 lik paya sahip olacaği öngörülmekte. Bu da 400 milyon araçtan fazla bir rakama denk geliyor, yani şu an ki araç sayısının neredeyse yarısı. Bunu değişimin farkında olan büyük markalar da üretim bantlarında köklü değişikliklere gitmekteler.
Bu değişim Türkiye için büyük bir fırsata dönüşebilir. Devrim projesinin seri üretme geçemeden durdurulması ile kaçırılan fırsat bugün elektrikli arabaların piyasadaki yükselişiyle yeni yeniden kapımıza dayanmış durumda. Türkiyenin bu noktada yapacağı yatırımlar ve arge çalışmaları yarım kalan sanayi adımını atlasında büyük bir rol oynayacaktır.
Elektrikli araçlardan biraz bahsedecek olursak eğer; henüz emekleme aşamasında olan piyasadan dolayı şu an fiyat olarak fosil yakıt kullanan araçlara göre biraz pahalı olsalarda, trafikteki sayıları arttıkça ve teknolojilerindeki gelişim sürdükçe fiyatları da düşecektir. Bugün klasik fosil yakıt kullanan bir araç 100 km yol alabilmek için ortalama 30 Lira yakıt tüketiyorken aynı mesafe için elektrikli araçların kullandığı enerji bedeli 5 lirayı geçmemekte. Fosil yakıt tüketmedikleri için doğayı kirletecek gazlar üretmemekle beraber motor gürültüsü olmadığı için çevreye zarar vermemekteler.
Önlerinde ki en büyük engel ise uzun şarj süreleri. Bugün fosil yakıtlar ile çalılan araçlar, sadece 5 dakikada yakıtlarını tam doldurup yola hazır hale gelebiliyorken, elektrikli araçların tam dolum için beklemesi gereken süre 2 saati bulabiliyor. Bu da uzun yol için elektrikli araçların önünü kapatıyor. Ama yapılan arge çalışmaları ile bunun da bir çözümü bulunacağı kesin. Bundan 5 yıl önce bir cep telefonunun tam dolu şarja ulaşması için 5 saat beklememiz gerekiyordu ama bugün yarım saat içinde bu işlem bitiyor. Bunun yanında araçların yolda giderken şarj edilebilmesi için yapılan çalışmalar olduğunu da biliyoruz.
Türkiyenin kendi markasını yaratması için kapısını çalan bu fırsatı daha önce yaptığı gibi elinden kaçırma lüksü yok. Bir an önce gerekli altyapı çalışmalarına başlamalı ve kendi markası ile sektördeki yerini almalı.

Mustafa ERTUĞRAL

Bir cevap yazın