GÜNÜMÜZ EDEBİYATI ÜZERİNE BİR ELEŞTİRİ

Her gün kitapçıların raflarına onlarca yeni kitap eklenirken, halen yazınımızdan Kürk Mantolu Madonna’nın, İnce Memed’in, Tutunamayanlar ve Aylak Adam’ın, dünya yazınından Hayvan Çiftliği’nin, 1984’ün, Satranç’ın, Şeker Portakalı’nın, Bülbülü Öldürmek’in bizim‘’çok satanlar’’ listemizde olmasının sebebi nedir? Bu soruyu nedense, raflardaki yeni kitapların yazarları kendilerine sormaz. Kitapları okunmuyorsa, -kendilerince- sebebi bellidir: Halkımız kitap okumayı sevmemektedir!
Bu tamamen kendini aldatmaktır oysa. Halkımız kitap okumaktadır. Yukarıda saydığımız kitapların halen çok satanlar listelerinin üst sıralarında yer almasının sebebi halkın kitapları okuması değil midir? Sabahattin Ali, 15 Mart 1936’da, Varlık dergisinde şöyle demektedir: ‘’(…) Ben bizim halkımızın okumaktan kaçınmadığını yakından bilirim. Yalnız ona okuyacağı şey hâlâ verilmemiştir ve o hâlâ büyük bir inat ve sabırla, okumaktan vazgeçmiyor.’’ Aradan tam 81 yıl geçmesine rağmen durum değişmemiştir ve günümüz edebiyatından umduğunu bulamayan okur, yazınımızın eski ürünlerini, dünya klasiklerini ve modern klasikleri okumaktadır. Haklıdır da. Yeni çıkan kitapları, edebiyat öğrencisi olduğum ve süreli bir edebiyat yayınında çalıştığım için okuyorum. Sonu gelmez, bilinen tüm sözcükler kullanılarak yazılmış devrik cümleleri kitaba kondurmanın edebiyat olarak algılandığı bir dönemden geçmekteyiz. Devrik, upuzun cümleler illa olacaktır bir eserde; fakat bütün kitabı bundan ibaret kılmak, bence yırtığı yamamaya çalışmaktır. Ne yazık ki konu, hayal ve düşünce eksikliği bu şekilde kapatılamamaktadır. İki demlik çay, aşk acısı çekip varoluşunu sorgulamak şu yaşında aklına yeni gelen kadın karakter, kötü kalpli erkek karakter gibi klişeler de değildir edebiyat. Süreli edebiyat yayınlarımız, yukarıda bahsedilen türdeki kitaplara pek ilgi gösterirler. Yeni yazarlar kendilerine hiç alan bulamasın demiyoruz; fakat kendilerini geliştirmelidir ve şayet okunmuyorlarsa suçu halkta değil, kendilerinde aramalıdır. Edebiyat yayınlarımız ise onlara gelişmenin kapısını aralamak ve eleştirel bakmak yerine onları pohpohlamaktadır. Söyleşi üstüne söyleşi yaparlar; ama Sabahattin Ali üzerine Filiz Ali’yle, Rıfat Ilgaz üzerine Aydın Ilgaz’la, Fakir Baykurt üzerine Işık Baykurt’la söyleşi yapmazlar. Ya da inceleme yazıları yer almaz (ya da çok nadir yer alır) dergilerde onlarla ilgili. Oysa onların eserleri halen okunmaktadır ve Türk yazın tarihi için büyük önem taşımaktadır.
Peki yeni kitapların hepsi kötü müdür? Elbette değildir. 94 yaşındaki Hıfzı Topuz; Sabahattin Ali, Tevfik Fikret, Nazım Hikmet, Neyzen Tevfik ve Namık Kemal üzerine yazdığı kitaplarla biyografik romanda bir çığır açmaktadır. Ahmet Ümit, polisiye türünde yurtiçinde ve yurtdışında adından söz ettirmektedir. Örnekler çoğaltılabilir; ama üzücü bir şekilde sayılıdır.
Uzun lafın kısası, Sabahattin Ali’nin de dediği gibi halkımız kitap okumaktan kaçmaz. Türk okuru ne okuyacağını bilir. Keşke günümüz yazarları da ne yazacağını, edebiyat dergileri de edebiyatın ne olduğunu bilseydi!

1 Comment

  1. Bugün geldiğimiz noktada Arda Erel’lerin, Kahraman Taze’lerin insanı küçük anlamsız cümle kırıntılarıyla besleyen yazarların yüz binler tarafından okunması ve milyonlar tarafından takip edilmesi ‘Türk okuru ne okuyacağını bilir.’ cümlesine katılmamı engelliyor. Oğuz Atay tahmin ediyorum bizim memlekette en çok satan ama en az okunan yazardır. Bunun sebebi de sosyal medya da isimlerinin sık zikredilmesinden ileri gelir. Bunu söyleyerek Oğuz Atay, Sabahattin Ali ve daha niceleri kötü yazardır demek istemiyorum yanlış anlaşılma olmasın sadece demek istediğim Türk okuru kendini reklama kolay teslim ediyor, okuyacağı yazarı tanımıyor. Günümüz edebiyat dergileri yorumuna katılıyorum son derece haklı bir eleştiri.

Bir cevap yazın