İDEOLOJİ NEDİR?

Doğacan Başaran

Avrupa’da Rönesans ve Reform hareketlerinin bir sonucu olarak gelişen Aydınlanma Çağı ile birlikte başlayan düşünsel sorgulama süreci, Fransız ve Amerikan devrimlerinin yarattığı birikim sonucunda Avrupa toplumunun yapısını değiştirmiştir. Aydınlanma Çağıyla birlikte, önceki dönemlerin yapısını oluşturan skolastik düşünce yıkılmış, toplum devletten özerkleşmiş ve buna bağlı olarak siyaset kitleselleşmiştir. Siyasetin kitleselleşmesi akla dayalı sorgulamaların yapılmasının önünü açmış ve siyasetin meşruiyet kaynağı değişime uğramıştır. Siyasetin meşruiyet kaynağı kiliseden alınmış ve kilise düzeni yıkılmıştır. Siyasetin meşruiyet kaynağının metafizik alanın dışına çıkması, yeni bir meşruiyet kaynağının aranmasına da yol açmıştır. Bu arayışın bir sonucu olarak bir fikirler bütünü veya inanç sistemi olarak ideolojiler ortaya çıkmıştır.

Etimolojik anlamda Latince kökenli olan ideoloji kelimesi, ide(fikir) ve loji(bilim) sözcüklerinin birleşiminden türemiştir. Bu bakımdan fikir bilimi anlamına da gelmektedir. İlk kez 1796 yılında, Fransız düşünür, Destutt de Tracy tarafından kullanılan ‘‘ideoloji’’ kelimesi, genel olarak paylaşılan düşünceler, inançlar ve değerler sistemi şeklinde tanımlanabilir. İdeolojiler, kendi inanç ve sistematiğine dayanarak geçmişten, yani tarihten kaynaklanan bir hareket noktası üzerinden, geleceğin siyasal projelerini vaat eden metinlerle ifade edilir.

İdeolojinin ilk izlerini bir fikirler bütünü olarak Antik dönemlerde mitolojik inanç ve geleneklerde bulmak mümkün olsa da, bilimsel anlamda ilk ideolojinin Aydınlanma Çağı’nın doğal bir sonucu olarak ortaya çıkan Aydınlanma İdeolojisi olduğunu söylemek mümkündür. Bilimsel anlamda ideolojinin aydınlanma sonrasında oluşması, bize ideolojilerin toplumsal dönüşüm isteğinin bir sonucu olarak geliştiğini ve bu anlamda devrimci nitelik taşıyan politik farklılaşmaya işaret ettiğini göstermektedir. Her ne kadar muhafazakar ideolojide olduğu gibi, var olan kurulu düzenin muhafaza edilmesini amaçlayan ideolojik görüşler bulunsa da, ideolojilerinin temel amacının yeni bir toplumsal düzen tasavvuru olduğu belirtilebilir. Zamanın akışı içerisinde çeşitli ideolojilerin, ideoloji kavramına ilişkin siyasal öğreti boyutunda, epistemolojik anlamda çeşitli katkıları olmuş ve ideoloji kavramının içeriği zenginleşmiştir. Kuşkusuz bu katkıların en önemlisi Marksist literatürden gelmiştir. Ancak Marksist literatürün ideoloji kavramına bakışında, negatif bir ideoloji algılamasının yer aldığı anlaşılmaktadır.

İdeoloji kavramının sosyal bilimler literatüründe yaygınlaşmasının öncüsü Karl Marx’tır. Ancak Marx’ın kullandığı ideoloji, kötü bir anlama işaret etmektedir. Marx’ın ‘‘Alman İdeolojisi’’ ifadesiyle vurguladığı ideoloji, ‘‘yanlış bilince’’ dayanmakta entelektüel verimsizliğe ve demagojiye vurgu yapmaktadır. Marksist gelenek içerisinde yer alan Louis Althusser’e göre, ideolojinin temel işlevi de budur. İdeolojinin görevi, mevcut toplumsal düzeni sürdürmektir. Althusser’e göre, devletin baskı aygıtlarının yanı sıra ideolojik aygıtları da bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır; dini, hukuki, sendikal, kültürel v.b. Bunlar dağınık görüntüsüne rağmen egemen ideolojinin şemsiyesinde birleşmektedir ve birleşerek egemen sınıfın varlık nedenini üretmektedir. Benzer bir kullanımın günümüz Türkiye’sinde geçmiş dönemin ideolojik yapısıyla hesaplaşmak arzusu çerçevesinde ‘‘Resmi İdeoloji’’ söylemiyle yapılmak istendiğini de görmekteyiz. Diğer taraftan günümüz Türkiye’sine ilişkin bu görüşün çok sağlıklı bir görüş olmadığı açıktır. Zira içinden geçtiğimiz günlerde ‘‘resmi ideoloji karşıtlığının da bir resmi ideoloji’’ haline geldiğine tanıklık etmekteyiz.

Karl Marx’ın ‘‘Alman İdeolojisi’’ ifadesinde karşılık bulan ideoloji, gerçeklerin çarpıtılması, toplumun aldatılması gibi anlamları taşımaktadır. Diğer taraftan Marx’ın yaptığı toplum analizinde de ideoloji, üst yapıda yer alırken, Marx’a göre üst yapıya alt yapı hükmetmekte ve son kertede toplumsal ilişkilerdeki belirleyici unsur ekonomi olmaktadır. Bu nedenle Marx’ın toplum analizinde ideolojiye özel bir olumlu anlam atfetmediğine ve hatta ideolojiyi başat anlamda belirleyici olmayan bir unsur olarak gördüğü anlaşılmaktadır. Marx’ın ideolojiye ilişkin olumsuz bakışı Bernstein’in eleştirilerine yol açmıştır. Marksizmin de bir ideoloji olduğunu belirten Bernstein, Marksizmin olumsuzluk içermediğini bu anlamda ideolojinin özünün olumsuz bir anlam taşımadığını belirtmiştir. Diğer taraftan sosyalist literatür içerisinde toplum analizi yapan bir başka isim olan Antonio Gramsci, Marx’tan farklılaşmaktadır. Gramsci’ye göre, toplum içerisinde belirleyici olan unsur altyapı değildir; aksine belirleyici unsur din, ideoloji ve kültür gibi etmenlerin dahil olduğu üstyapıdır. Bu nedenlde Marx’ta bulunan ideoloji kavramına olumsuz bakış, Gramsci’de bulunmamaktadır. Aslında Gramsci’nin üst yapıya yerleştirdiği ideoloji, kültür ve din gibi diğer unsurlarla da ilişki içerisindedir. İnsanlar günlük yaşantısı içerisinde farkında olmadan bile, kültürel alışkanlıklarıyla ve yaşam biçimleriyle bir ideolojinin izlerini yansıtmaktadırlar. Bu anlamda ideoloji; ekonomik, sosyal ve politik sorunların çözülmesine ilişkin bir dünya tasavvuru sunan fikir-inançlar bütününün sistematize edilmiş boyutudur. Tanımdan anlaşıldığı gibi, ideolojilerin özünde daha ideal ve daha yaşanılabilir bir dünya tasavvuru bulunmaktadır. Diğer taraftan ideoloji, kurulu düzenin meşrulaştırılması konusunda bir propaganda aracı işlevi gördüğü için olumsuz anlamını da korumaktadır.

Sonuç olarak Aydınlanma Çağı ile birlikte iktidarın egemenlik kaynağı tanrısal alanın dışına çıkmaya başlamış ve böylece daha ideal bir dünyanın yaratılmasına ilişkin ideolojiler gelişmiştir. Her ideolojinin farklı bir ideal dünya tasavvuru olmakla birlikte, mevcut düzenin muhafaza edilmesi ve devletin ideolojik aygıtlarını bu amaç doğrultusunda kullanması gibi ideolojinin olumsuz anlamı da bulunmaktadır.

KAYNAKÇA

1-) Ahmet Karadağ, ‘‘Siyasal İdeolojiler’’, Siyaset Bilimine Giriş, Önder Kutlu(Der.), Lisans Yayıncılık, İstanbul 2014, s.138

2-) Betül Karagöz, ‘‘Siyasal İdeolojiler’’, Siyaset Sosyolojisi, (Ed. Mimar Türkkahraman ve Esra Köten), Lisans Yayıncılık, İstanbul 2013, s.102

3-) Süleyman Güngör, ‘‘Althusser’de İdeoloji Kavramı’’, Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt 6, Sayı 2, Yıl 2001, s.221

4-) Süleyman Güngör, ‘‘Althusser’de İdeoloji Kavramı’’, Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt 6, Sayı 2, Yıl 2001, s.222

Bir cevap yazın